Pandeminin Getirdikleri: Dijitalleşme Temel İhtiyaçlarımıza Nasıl Fayda Sağladı?

Pandemi ve Dijitalleşme
Dijitalleşme, aslında hayatımıza ilk COVID-19’la birlikte girmedi. Her geçen gün zaten birçok alanda (internetten alışveriş, uzaktan çalışma, uzaktan eğitim) daha dijital bir yaşam sürmeye, istemesek bile itilmekteydik. COVID-19, ülkemizde belki on yıllar alacak, daha az hissedilecek bir değişimin bir yıla sığdırılmasına neden oldu. Öte yandan milyonların temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesinin üretim girdilerinin devamlı arzı ve zamanlı teslimine dayandığı fark edildi birden bire. Pandeminin ilk başlarında yalnız ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında yokluk ve kıtlık endişesiyle insanların temel ihtiyaçları stoklamasına şahit olduk. Pandeminin imalat üzerindeki ilk darbesi ise azalan mevcut iş gücü ve tedarik zincirinde aksamalar olarak baş göstermişti. Dolayısıyla, insanlar eve tıkılıyken tüm dünyada fabrikalar yeni gerçekliğe uyum sağlayabilmek için şimdiye kadar görülmemiş bir hızla dijital bir dönüşüm geçirmek zorunda kaldı. “21. Yüzyıl İçin 21 Ders”in yazarı Yuval Noah Harari, Financial Times’taki makalesinde bunu çarpıcı biçimde özetliyordu: 

Gelişmekte olan ülkelerin bir bölümünde pandemi deneyimi hala geçmişin ölümcül salgınlarını çağrıştırsa da, dijital devrim gelişmiş ülkelerde her şeyi değiştirdi.

Pandemiyle üretici için durum daha da karıştı

2020’nin başında, COVID-19’un gölgesinde marketlerde undan konservelere, tuvalet kağıdından makarnaya birçok ürünün yağmalanışına şahit olduk. Bu, devletlerin dış ticaret yasaklarıyla da birleşince üretici üzerinde büyük baskıya neden oldu. Sağlıklı bir arz talep dengesi kurmak, güvenlik stoku tutmak, üretimi aksama olmadan devam ettirmek her geçen gün daha da zorlaştı. Bu durum, özellikle faaliyetlerinin sürekliliğinde gıda üreticilerinden yurtdışından teknik desteğe ihtiyaç duyanları etkiledi. İş seyahatleri yasaklanmışken, üretimde kullanılan donanımların bakımını, kalibrasyonunu kim yapacaktı?

Gıda sektörünün dışında pandemi hassas aksam ve yarı iletken üreticilerini de iş modellerini tekrar değerlendirmeye zorladı. Hassas bilgiyi korumak için imalat sektörü bu güne kadar hep kapalı ağlardan yararlanmış, güvenlik açıklarını en aza indirmek için cihazlar arası bağlantıları artırmaktan kaçınmıştı. Ancak bu, üretim ekipmanlarının çoğunun kalibrasyonunun sahada yapılması gerektiği, bakımını ise donanım üreticileri tarafından gönderilen uzman saha ekibinin üstleneceği anlamına gelir. Bu, son derece maliyetli ve verimsiz bir iş modelidir. Müşterinin destek talep etmesinden saha ekibinin tesise varışına kadar en az 2 gün geçer. Bu ekibin ulaşım maliyetlerini de genellikle üretici üstlenmek durumunda kalır. Üstelik, halihazırda sistem duruşu nedeniyle zaten üreticinin zararı her geçen dakika artmaktadır.

Aradığımız cevap “Uzaktan Denetim” mi? Peki ya siber güvenlik ne olacak?

Donanım arızaları çok farklı nedenlerden kaynaklanabilse de, %50’sinden fazlası uzaktan düzeltilebilir arızalardır. Yalnızca birkaç farklı karmaşık arıza sahada denetim ve bakım gerektirir. Eğer kullanıcılar ekipmana uzaktan erişebilse, uzaktan sorun giderme yapabilse fabrikaların bakım maliyetlerinde kayda değer bir düşüş olurdu. COVID-19 kapıya dayandığında, uzaktan denetim birçok işletme için gittikçe daha da çekici bir çözüm haline geldi. Bu da donanım sağlayıcılarını uzaktan destek hizmetlerini artırmaya ve iyileştirmeye teşvik etti.

“Uzaktan denetim” konsepti kulağa çok iyi gelse de, birçok fabrika yöneticisi bu teknolojiden yararlanmada çekimser davranıyor. Bunun nedeni ilk maliyetlerin yüksekliği değil, çünkü çoğu senaryoda birkaç düşük maliyetli ekipman yenileme yeterli oluyor. Asıl çekince, siber güvenlik. Daha da net belirtmek gerekirse, fabrika yöneticileri ağlarını dışarıdan gelecek herhangi bir siber güvenlik tehdidine karşı korumak istiyor. Bakım ekibinin uzaktan destek verebilmesi içinse, fabrika yöneticilerinin ekipmanlarını dış ağlara açık hale getirmesi gerekiyor. İyi güvenlik önlemleri alınmadan, şu iki senaryodan biri ortaya çıkabiliyor:

  1. Gizli üretim veri ve parametrelerinin dış ağlardaki veri iletimi sırasında çalınması
  2. Siber korsanların fabrika faaliyetlerini virüsler veya kötücül yazılımlar yoluyla durdurarak üretim süreçlerinde kaosa neden olması.

Her iki durum da fabrikalarda ciddi kayıp ve hasara neden olabiliyor.
 

Endüstriyel siber güvenlik ağların olmazsa olmazı haline geliyor

Faaliyetlerini imalat tesislerinin dijitalizasyonu üzerine kuran MES (Manufacturing Execution Systems) ve CMMS (Computerized Maintenance Management Systems) çözüm sağlayıcılar, dünyanın dört bir yanında farklı saat dilimleri ve ülkelere dağılmış müşterilere sahip olabilir. Bu da bu şirketlerin teknik personelinin uzun vadeli desteğine güvenen birçok müşteri olduğu anlamına gelir. Pandemiden çok önce bu tür şirketlerin bir kısmı uzaktan verilen hizmetlerin katma değerini müşterilere pazarlamaya çoktan başlamıştı. Karşılaştıkları en büyük engel ise genellikle müşterilerin siber güvenlik endişeleriydi.

Uzaktan denetim, genellikle uzak masaüstü bağlantıları ve sanal özel ağlar (VPN) kullanılarak yapılır. Her iki yazılımın da farklı kusurları vardır. Örneğin uzak masaüstü bağlantılarına dayalı bir modelde beyaz liste izinleri iyi ayarlanmadıysa, kötücül taraflar eriştikleri ağa bağlı ekipmanların topladığı, hassas üretim verisi dahil her türlü bilgiye ulaşabilir. Dahası, temel IP ayarlarının yanı sıra uzak bağlantılar, gerekli güvenliğin sağlanabilmesi için tüm ağ segmentinin planlama ve bakım yönetimine yönelik birtakım IT kaynakları gerektirebilir. Çoğu fabrikanın buna atanmış IT personeli yoktur, imalat süreçlerinde çalışan personelin çoğu ise bilgi güvenliğini idare etmek için gerekli yetkinlikten yoksundur. Dolayısıyla bir VPN bağlantısının dahi uzaktan denetim çözümlerinde kolay yapılabilmesi gerekir.

Kenya’da günlük yaşamın “Yeni Normal”e karşı zaferi

Türkiye’de de uzaktan denetim için fabrika gibi tesislerin önceden izole edilmiş ağlarını dışarıya açmak, ezelden beri yöneticilerde tedirginlik yaratan bir konu olmuştur. Endüstriyel tesis yöneticileri, izole ağların getirdiği güvenliğin rahatlığından çıkmak istemez, mevcut sistemin adaptasyonunu ve belirli bir uzmanlık gerektirecek yazılım çözümlerinden “çalışıyorsa dokunma” anlayışıyla uzak durur. COVID-19 salgınıyla beraber bu düşünce yapısı, ciddi bir sınava tabi tutuldu. Çünkü süreç, uzaktan denetim ve bakımı imalat sanayii için kritik hale getirdi. İmalatçı firmalar ve bu firmalara donanım sağlayanlar, pandeminin yarattığı engelleri kaldırmak için her türlü yolu arar oldular. Örneğin bazı donanım sağlayıcılar uzaktan kurulum ve bakım hizmetleri için karma gerçeklik (mixed reality, MR) teknolojisinden yararlanıyor. İmalatta uzaktan denetim ve bakımın pratikliğini ve avantajlarını erken keşfeden kullanıcılar ise, uzaktan denetim için bir kurulum yapmaya zaman harcamadılar, pandeminin ortaya çıkardığı farklı problem veya fırsatlara odaklanabildiler.

Örneğin Kenya’da yaşamsal sektörlerden biri olan yemeklik sıvı yağ sektörünü ele alalım. Kenya, sıvı yağ ithalatına çok bağımlı bir ülkeydi, ancak pandemi nedeniyle sıvı yağ ithalatı durma noktasına gelmişti. Bu, Kenya’nın yemeklik sıvı yağlarda yerli üreticiye yönelmeye mecbur kalması anlamına geliyordu! Birden bire yerli sıvı yağ üreticileri, kapasitelerinin üstünde yoğun bir taleple karşı karşıya kaldı. Bununla beraber bu durum, yerli üretici için bulunmaz bir büyüme fırsatı açığa çıkarmıştı. Öte yandan sürdürülebilir, uzun vadeli ekipman bakım ve desteği de bu üreticiler için temel endişe kaynaklarından biri haline gelmişti. Bu durumda Kenyalı sıvı yağ üreticilerinden biri Moxa’nın yazılım-donanım entegre, bulut tabanlı denetim çözümü Moxa Remote Connect (MRC)’i devreye aldı. Böylece uzaktan denetim ve bakım hizmetleri, sağlam güvenlik ve erişilebilirlik özellikleriyle kullanıma sunuldu. Moxa’nın MRC çözümünün detayları için tıklayın:​

Moxa’nın MRC çözümü, kullanıcılara makine kalibrasyonu ve denetim hizmetlerine gerçek zamanlı erişim sağlıyor, özellikle zamanlı ve güvenli destek için personel sayısı yetersiz olan durumlarda bu büyük avantaj getiriyor. MRC çözümü, güvenlik endişesi duyan şirketlerin uzaktan denetim ihtiyacına yanıt veriyor. MRC mimarisini kullanmak, açık internet bağlantısıyla gelen güvenlik açıklarını ortadan kaldırabilecek şifreli VPN teknolojisi gibi birçok avantajı da beraberinde getiriyor. Bu üreticinin örneğinde tak-çalıştır özelliği sahadaki personel ve uzaktaki destek ekibinin çözümü bir VPN uzmanlığına gerek bırakmadan kolayca kullanabilmesini sağladı. Dahası MRC, güçlü gömülü güvenlik duvarı ve beyaz liste kontrolü sayesinde ağda kesintiye neden olmadan güvenli bir ortam sunduğundan, IT personeli üzerindeki yükü de azalttı. Kullanıcıların bir sanal IP adres haritalama yaparak aynı anda çok sayıda saha cihazına bağlanabilmesi de uzaktan verilen hizmetleri daha da basit hale getirdi. Önceden dışarıdan gelecek personeli sahaya getirmek için bile iki gün harcanırken, artık sahadaki problemleri çözme süresi iki saate inebiliyor. Bu da uzaktan denetimin alışıldık destek hizmetlerinin coğrafi kısıtlamalarının üstesinden nasıl geldiğinin güzel bir göstergesi diyebiliriz. İyi bir siber güvenlik korumasının yanı sıra MRC, zorlu zamanlarda bu üreticinin yaşamsal bir ürünün üretimini istikrarlı biçimde devam ettirebilmesini sağlamış oldu.

Benzer bir uzaktan denetim çözümü ise, endüstriyel kablosuz haberleşme ürünleri sağlayıcısı Robustel’in, sunduğu tüm router donanımlarıyla birlikte kullanılabilen bulut tabanlı ağ yönetim platformu Robustel Cloud Manager Service (RCMS) ile sağlanabiliyor. RCMS ile Robustel router veya gatewayler buluttan yönetilebiliyor, böylece bu cihazlara bağlı tüm saha enstrümanlarının verilerine bulut üzerinden erişilebiliyor. VPN üzerinden güvenli bağlantılarla cihaz entegre edilen bulut platformu, uygulamalar için özelleştirme esnekliğine de sahip olmasının yanında uygulama ihtiyaçlarına yönelik app’ler sayesinde donanımlara birçok farklı özellik kazandırıyor. RCMS hakkında daha fazla bilgi alın:

Sonuç olarak endüstriyel dijitalleşmenin iki yüzü var: Doğru yapıldığında bu dijitalleşme, daha yüksek yaşam kalitesi ve geçmişte işe yaramış iş modellerinin günümüze uyarlanması anlamına gelebiliyor. Öte yandan yeterince kafa yorulmadan ve iyi değerlendirilmeden yapıldığında, güvenlik açıkları gibi riskler de ortaya çıkarabiliyor. Siber güvenlik dijitalleşmenin ayrılmaz bir katmanı olarak düşünüldüğünde bu süreç, yaşama ve çalışma biçimimizi “güvenle” iyileştirme potansiyeline sahip.

 
Kaynak:
​Moxa Inc. “Confronting the Pandemic: How Digitalization Helps Sustain Our Basic Needs in Life” 23 Aralık 2020, https://bit.ly/39OqBuJ 
Yuval Noah Harari: “Lessons from a year of Covid” 26 Şubat 2021, The Financial Times ​https://on.ft.com/3fP5OuY 
 
 

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.